Abdestin Önemi Ve Fazileti

Abdestin Önemi Ve Fazileti

  • 26.04.2018 9:21:55
No icon

Cenâbı- Hakk tarafından bizzat beyan ve ta’rif buyurulan âzâları (vücutda belli organları) usûlüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibaret olan “Vuzu”- Abdest; ma’nevî olarak pek çok faydaları ve savapları olan bir ibâdet ve itâat olduğu gibi; maddî olarak da, pek çok faydaları ve bir takım hastalıklara karşı koruyucu yönü bulunan önemli bir temizlilktir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.)ifâdeleri ile, “güzel oluşundan ve temizliğe yardımcı” olmasından dolayı Abdest’e “Vudu- veya Vuzu” denir.  

    Dînin temel rükünlerinin başında gelen Namaz gibi bir kısım Dinî vecîbe ve vazîfeler vardır ki, bunları yerine getirmek, İlahî huzûra kabul olunabilmek için bir takım hazırlık yapılması gerekir. Şüphesiz ki bu hazırlıkların başında temizlik, Abdest gelir.

    İyi bilmek, inanmak ve unutmamak gerekir ki; Aslında her abdest bir tevbedir. Çünki, her Abdestle dökülen yalnız maddî kirler değil, günah kirleridir.     Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hazreti Selman’ın (r.a.) rivâyet ettiği bir Hadis-i Şeriflerinde bu husâsa işâretle şöyle buyurmuşlardır.

 “Bir kul (emrolunduğu gibi) Abdest aldığı zaman, (yaprakları sararmış, dökülmek üzere bulunan bir ağacı işâret ederek) şu ağacın yapraklarının dökülmesi gibi, o kimseden de günahlar öylece dökülür.” buyurmuşlardır.   

    Binâenalayh; Yüce huzûr’a kabul edilmesi ve ubûdiyet (kulluk vezîfelerini) arzı için huzûr-u İlâhide duran kulun;(aklı olan, büluğ çağına eren ve suyu kullanmaya gücü yeten kadın-erkek her Müslümanın) uyanık, şuurlu içi ve dışı ile temiz olması yani Abdestli olma mecbûriyeti vardır.

    Abdesti olmayan bir kimse Namaz kılamaz, Ka’beyi tavaf edemez, bir mahfaza (kılıf ) içinde olmaksızın Kur'ân-ı Kerîmi tutamaz, Kur'ân-i Kerîm’in tam bir Âyetinin veya bir kısmının yazılı bulunduğu bir levhaya el süremez. Abdestsiz olarak bunları yapmak haramdır.

     Allah’a ve âhiret gününe inanalar için; her Namaz vakti için Abdest almak, sabahleyin evden Abdestli çıkmak, iş yerine Abdestli olarak varmak, mümkün olduğunca gün boyu Abdestli olarak bulunmaya gayret ve devâm etmek, istirâhata çekileceği zaman Abdestli olarak yatmayı alışkanlık hâline getirmek sevâp olduğu gibi, maddî-ma’nevî pek çok iyilik ve berekete sebep ve insan vücûdunda ortaya çıkabilecek bir çok hastalık ve kirli hallerden korunmak için de hikmetli bir vesîle, bir ibâdet ve itâat’dır… 

    Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.): İnananları her zaman Abdestli bulunmaya teşvik etmiş, Abdestli gezmeye devâm edenleri müjdeleyen bir mübârek sözünde: “Abdestli  iken vefât eden kimseye şehidlik sevâbı verilir. Kim yatağa Abdestli olarak yatarsa o gece bir Melek sabaha kadar, “Yâ Rabbi bu kulunu afvet” diye duâ eder.”buyurmuşlardır.

    Hikmet ehli âlimler: "El vudû-ü alel vudû, nûrun alâ nûr- Abdet üzerine Abdest nur üzerine nur’dur” demişlerdir ki, bu sözleri Rasûlüllah’ın (s.a.v.) bir mübârek sözüne dayanmaktadır.

    Tirmizi’nin “tahâret” bahsinde kaydettiğine göre, 
İbn-i Ömer (r.a.) şöyle demiştir.

    Ben, Rasûlullah (s.a.v.)’den duyudum. Allah Rasûlü (s.a.v.): "Kim Abdestli olduğu halde Abdest tazelerse, Allah bu sebeple kendisine on (misli) sevab yazar." buyurdular.

    İşte bu nassa binâen; âlimler: “Abdesti olan bir Müslümanın, vakti giren Namazı kılmak için, Ka’be-i Muazzama’yı tavâf etmek için, Allah’ın kitâbını okumak için yeniden Abdest alması nur üzerine nur’dur, daha güzel, daha değerli, daha â’lâ” demişlerdir.

    ALLAH’IN KİTÂBI KUR’ÂN-İ KERİM’DE ABDEST

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:“Ey îman edenler, Namaz’a kalkacağınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi (dirseklerinizle beraber) yıkayın, başınızı mesh edin (ıslak elle silin) ve ayaklarınızı da (topuklarınızla beraber) yıkayın.

    Eğer cünüb olduysanız gusledin (boy abdesti alın, vücûdunuzda hiç kuru yer kalmayacak şekilde yıkayın). Eğer hasta olmuşsanız, yâhud bir sefer (yolculuk) üzerindeyseniz veya içinizden biri ayak yolundan (tuvâletten) gelmişse, yâhud da kadınlara dokunmuşsanız (cinsel birleşme yapmışsanız) ve bu halde su da bulamamışsanız o vakit temiz toprakla Teyemmüm edin. (Teyemmüm’e niyet ederek) yüzlerinizi ve (dirsdeklere kadar) ellerinizi onunla (temiz toprak veya toprak cinsinden temiz bir şey ile) mehedin. Allah, sizin üzerinize bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) ni'metini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz”.    (Mâide: Âyet 6)

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) HADİS-İ ŞERİFLERİNDE ABDEST

    Buharî’nin “Vudu” Müslim’in “Tahâret” bahsinde kaydettiği, Hazreti Osman’ın (r.a.) rivâyet ettiği Hadis-i Şeriflerinde Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.):  "Kim Abdest alır ve Abdestini güzel yaparsa hatâları vücudundan tırnak diplerine varıncaya kadar çıkar dökülür." buyurmuşlardır.
    Bir başka rivâyet de şöyle gelmiştir: Hazreti Osman (r.a.) Abdest aldı ve etrafındakilere dedi ki:  "Ben Rasûlüllah (s.a.v.)'ın şu benim Abdestim gibi Abdest aldığını gördüm, sonra da şöyle söylediğini duydum:

    "Kim bu şekilde Abdest alırsa geçmiş günahları affedilir, Namazı ve Mescid’e kadar yürümesi de nâfile (ibâdet) olur." buyurdular.

    Müslim ve Tirmizî’nin tahâret bahsinde kaydettiği, Ebû Hüreyre’nin (r.a.) rivâyet ettiği bir mübârek sözlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.

    "Allah'ın hatâları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesîle kıldığı şeyleri size söyleyeyim mi?  

    "Eshâb: Evet ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dediler.

    Bunun üzerine şöyle buyurdular: "Zahmetine rağmen (soğuk gibi zahmetli zamanlarda) Abdesti (kemal üzere) tam almak. Mescidlere çok adım atmak. (Bir Namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribât’dır, (düşman cephesinde nöbet tutmaktır) işte bu ribât’dır, işte bu ribât’dır." 
    Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin “tahâret” bahsinde kaydettiği Ukbe bin Âmir’in (r.a.) rivâyet ettiği Hadis-i Şerif ise şöyle.

    Ukbe bin Âmir (r.a.) anlatıyor. Üzerimizde develeri gütme işi vardı, (bunu sırayla yapıyorduk.) (Bir gün) gütme nöbeti bana gelmişti. Günün sonunda develeri kıra ben çıkarmıştım. (Nöbetimden dönüşte) Rasûlüllah (s.a.v.)'a geldim, ayakta insanlara hitâbediyordu. Söylediklerinden şu sözlere yetiştim:

    "Güzel abdest alıp, sonra iki rekat Namaz kılan ve Namaza bütün rûhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki kendisine Cennet vâcib olmasın!"buyurdular.

    (Bunları işitince kendimi tutamayıp): "Bu ne güzel!" dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi: "Az önce söylediği daha da güzeldi." dedi.

    (Bu da kim? diye) baktım. Allah o’ndan râzı olsun meğer Ömer bin Hattab'mış. O, sözüne devam etti:

    "Ey Ukbe; Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce, Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştu: "Sizden kim Abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: Eşhedü en lâ ilahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlühû. Allahümmec-al nâ minet-tevvâbîn vec’al nâ minel-mütetahhirîn. (Şehâdet ederim ki Allah'tan başka İlah yoktur ve yine şehâdet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür.

    Allahım beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden kıl)" derse, kendisine Cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan Cennete girer." buyurdular dedi.

    Yine; Müslim ve Tirmizî’nin “tahâret” bahsinde kaydettiği, Ebû Hüreyre’nin (r.a.) rivâyet ettiği başka bir mübârek sözlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.

    “Mü'min bir kul Abdest aldı mı yüzünü yıkayınca, gözüyle bakarak işlediği bütün günahlar su ile -veya suyun son damlasıyla- yüzünden dökülür iner. Ellerini yıkayınca elleriyle işlediği hatâlar su ile birlikte- veya suyun son damlasıyla- ellerinden dökülür iner.

    Ayaklarını yıkayınca da ayaklarıyla giderek işlediği bütün günahları su ile veya suyun son damlasıyla- dökülür iner. (öyle ki Abdest tamamlanınca) günahlardan arınmış olarak tertemiz çıkar." 
    Yine; Müslim’in “müsâfirîn” bahsinde kaydettiği, Amr İbni Abese es-Sülemi’nin (r.a.) rivâyet ettiği başka bir mübârek sözlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.   

    "Sizden kim Abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve burnunu temizlerse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hatâları dökülür. Sonra Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, sakalının bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile işlediği günahlar dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra başını meshedince, başının günahları saçın etrafindan su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider.

    Sonra kalkıp Namaz kılar, Allah'a hamd ve senâda bulunur. O’na lâyık şekilde ta’zîmini gösterir ve kalbinden Allah'tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır." 
    Kezâ; Muvattâ, Nesâî ve İbn-i Mâce’nin “tahâret” bahislerinde kaydettikleri ve Abdullah es-Sünâbihî’nin (r.a.) rivâyet ettiği bir Hadis-i Şeriflerinde ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.

    "Mü'min kul Abdest aldıkta mazmaza yaptı mı (ağzını yıkadı mı) günahlar ağzından çıkar, insinşâk yaptı mı (burnuna su çekerek temizledi mi) günahlar burnundan çıkar, yüzünü yıkadı mı günahlar göz kapaklarının altına varıncaya kadar yüzünden çıkar, ellerini yıkadı mı günahlar tırnak diplerine varıncaya kadar ellerinden çıkar. Başını meshetti mi, günahlar kulaklarına varıncaya kadar başından çıkar. Ayaklarını yıkadı mı, günahlar ayak tırnaklarının altına varıncaya kadar ayaklarından çıkar. Sonra Mescide kadar yürümesi ve kılacağı Namaz nâfile (bir ibâdet) olur."

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.)ABDEST NASIL ALINIR DİYE SORAN SAHABÎ’YE VERDİĞİ CEVAP

    Müslim’in,“müsafirîn” bahsinde, Nesâî’nin, “tahâret” bahsinde kaydettiği, Ebû Ümâme’nin (r.a.)rivâyet ettiği Hadis-i Şerif’’den öğrendiğimize göre, “Abdest nasıl alınır? Ey Allahın Rasûlü”diyeAmr İbn-i Abese (r.a.) sormuştur.   

    Amr İbn-i Abese (r.a.) anlatıyor. Ben Rasûlüllah Efendimiz’e (s.a.v.): "Abdest nasıl alınır? Ey Allah’ın Rasûlü" diye sordum.

    Şöyle ta’rif buyurdular: "Abdest mi? Abdest alınca şöyle yaparsın: Önce iki avucunu tertemiz yıkarsın. Sonra yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkarsın. Sonra başını meshedersin, sonra da topuklarına kadar ayaklarını yıkarsın. (Bunları tamamladın mı) bütün günahlarından arınmış olursun. Bir de yüzünü Azîz ve Celîl olan Allah için (secdeye) koyarsan, anandan doğduğun gün gibi hatalarından çıkmış olursun." buyurdular.

    Râvî, Ebu Ümame (r.a.) der ki: "Ey Amr İbn-i Abese dedim, ne söylediğine dikkat et! Bu söylediklerinin hepsi bir defasında veriliyor mu?"

    Amr İbn-i Abese (r.a.) “Vallahi" dedi, "bilesin ki artık yaşım ilerledi, ecelim yaklaştı. (Allah'tan ölümden çok korkar bir haldeyim), ne ihtiyacım var ki, Allah Rasûlü (s.a.v.) hakkında yalan söyleyeyim! Andolsun söylediklerim, Rasûlüllah (s.a.v.)'dan kulaklarımın işitip, hâfızamın da zabtettiklerinden başkası değildir." dedi.

    ABDESTİ VARKEN YENİDEN ABDEST ALMAK

    Tirmizi’nin “tahâret” bahsinde kaydettiğine göre, 
İbn-i Ömer (r.a.) şöyle demiştir. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)’den duyudum, buyurdular ki: "Kim Abdestli olduğu halde Abdest tazelerse, Allah bu sebeple kendisine on (misli) sevab yazar."

    ABDESTDEN SONRA YAPILMASI GÜZEL OLAN DUÂ

    Hazreti Ömer’in (r.a.) rivâyet ettiği bir Hadis-i Şeriflerinde Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır.

    "Kim Abdest alır da, Abdesti güzel yapar, ve sonra gözünü semâya kaldırıp da: "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ İlâhe illAllahü vahdehû lâ şerîke leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlüh” derse ona Cennetin sekiz kapısı açılır. Hangisindan siterse ondan girer.”

    Ebû Saîd-el Hudrî’nin (r.a.) rivâyetinde ise: “Kim Abdest alır da, Abdesti tam yapar, sonra da Abdestini bitirdiği sırada: "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ İlâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyke” derse, o Abdest bir mühürle mühürlenir. Arş'ın altına konulur ve Kıyâmet gününe kadar da açılmaz”. Buyurulmuştur.  

    Hazreti Enes’in (r.a.) rivâyetinde ise: “Kim Abdest alır da, Abdesti tam yapar, Abdestin arkasından “ İnnâ enzelnâhü fî leyletil kadr” Sûresini bir kere okursa sıddîklerden olur.  Onu iki kere okuyan Şehidler dîvânındadır. Onu üç kere okursa, Allah o kulunu Peygamberleri haşrettiği gibi haşreder.” Buyurulmuştur.