Köpeğe Su Vermesi Affına Böyle Sebep Oldu

Eski zamanın birinde bir adam vardı. Adamın eşi çok rahatsızlanmıştı. Bir an önce köye bir doktor getirmesi ge- rekiyordu. Köy ile kasabanın arası epey uzaktı. Yürüyerek bir günden fazla sürüyordu. Her şeyini hazırladı ve eşine:

  • 22.11.2017 7:55:13
No icon

Eski zamanın birinde bir adam vardı. Adamın eşi çok rahatsızlanmıştı. Bir an önce köye bir doktor getirmesi ge- rekiyordu. Köy ile kasabanın arası epey uzaktı. Yürüyerek bir günden fazla sürüyordu. Her şeyini hazırladı ve eşine:

– Biraz daha dayan. Doktoru getirmeye gidiyorum. İnşaallah şifa bulacaksın, diyerek yola koyuldu.

Mevsim yazdı ve çok kavurucu bir sıcak vardı. Ama ya- pacak bir şey yoktu. Her şeye rağmen doktoru getirmesi ge- rekiyordu. Vakit öğle olmuştu. Yaklaşık beş saattir yürüyor- du. Çok susadığını hissetti. Elini sırtındaki çantaya attı. Su matarasını aradı ama bulamadı. Sonradan aklına geldi. Su matarasını aceleyle çıkarkan masanın üstünde unutmuştu.

Şimdi ne yapmalıydı? Şayet yola devam etse, yol daha çok vardı ve aşırı derecede susamıştı. Geri dönse bu kadar yolu boşuna gelmiş olacaktı. Bir de eşi acilen doktor bek- liyordu.

– Allah’ım, sen bana yardım et. Bana dayanma gücü ver, diyerek yola devam etmeye karar verdi.

Bir yandan yürüyor, bir yandan da su arıyordu. Güneş sıcaklığını iyice artırmıştı. Bu sırada ileride bir grup kuşun, bir nokta üzerinde uçmakta olduğunu gördü. Çok sevindi. Çünkü büyük bir ihtimalle orada su olmalıydı.

Adımlarını hızlandırdı. O yere vardığında orada hakika- ten de bir kuyu olduğunu gördü.

– Şükürler olsun ya Rabbi, hiçbir kulunu susuzlukla im- tihan etme, diye sevinçle dua etti.

Su, güneşin de etkisiyle azalmıştı ve kuyunun dibin- deydi. Kuyunun iç duvarlarına tutuna tutuna dibine indi. Oradaki sudan kana kana içti. Artık susuzluğu gitmişti. Hemen yola koyulmalı ve kasabaya varmalıydı. Kuyudan çıktı ve o sırada kuyunun etrafında susuzluktan dili dışarıya çıkmış ve kuyunun etrafındaki nemli toprakları yalayan bir köpek gördü.

Köpek adamın gözlerinin içine bakıyor âdeta ondan kendisine su vermesini istiyordu. Adam, bu tablo karşısında dayanamadı. Tekrar kuyunun içine girdi. Kuyunun içine girmesine girmişti ama köpeğe ne ile su verecekti? Aklına ayakkabısını çıkarmak geldi. Ayakkabısını çıkarıp suya daldırarak, onu bir kap olarak kullandı. Şimdi de başka bir problem ortaya çıkmıştı. Kuyunun ipi olmadığı için elleri ve ayaklarına dayanarak kuyuya inip çıkıyordu. Ayakkabısını eliyle tutamayacağına göre “Ne yapmalıyım?” diye düşündü. Aklına ayakkabısını ağzına almak geldi. Bu şekilde ağzından ayakkabısı olduğu hâlde kuyunun dışına

çıktı ve köpeğe su verdi. Çok zor olmuştu suyu çıkarmak ama olsun değerdi.

Suyu içen köpek doymamıştı. Çünkü ayakkabının için- de fazla su kalmamıştı. Ne kadar dikkat etse de suyun bir kısmı dökülmüştü. Aynı sıkıntılara tekrar katlanarak bir daha kuyuya indi ve köpeğe tekrar su verdi. Bu şekilde kö- pek tam doyana kadar birkaç defa daha kuyuya inip çıktı. Köpek doyduktan sonra da adam yoluna devam etti.

Adamın bu tavrı Cenab-ı Hakk’ın çok hoşuna gitmişti. Onun bu hareketinden dolayı günahlarını bağışladı ve öldüğünde onu cennetiyle mükâfatlandırdı.

Kıssadan Hisse

1. Bu kıssada anlatılan olay, hadis kaynaklarında değişik şekillerde geçmektedir. Bir tanesinin sonunda sa- habeler, “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu hayvanlarda bizlere ecir var mıdır?” diye sormuşlar, Allah Rasûlü de, “(Evet) her, ciğer taşıyan canlı için ecir vardır.” buyurmuştur. Diğer bir rivayette de benzer bir olay bâğiye bir kadın hakkında anlatılmaktadır ki bu hadis mealen şöyledir: “Bâğiye (fahişe) bir kadın, sıcak bir günde bir kuyunun etrafında dolaşmakta olan bir köpek görmüştü. Köpek susuzluğun şiddetinden dolayı dilini çıkarmış vaziyette idi. Bu kadın hemen mesti ile kuyudan su çıkarıp köpeği suladı. İşte bu sebeple kadın mağfiret olundu.” Hatta, başka bir rivayette de bir kadının bir kediyi doyurmadığı, sulamadığı ve yer- yüzünün haşerelerinden yesin diye de onu bırakmadığı, bu yüzden de azap olunduğu ifade edilmiştir.

2. İyilik yapmak ve merhametli olmak bir insanda olması lâzım gelen vasıflardandır. İnsan, bu güzel vasıfları sadece insanlara karşı değil bütün mahlukata gösterme- lidir. Efendimiz, merhamet etmeyen kimseye merhamet edilmeyeceğini söylemektedir. Hatta Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) başka bir hadislerinde, göktekilerin merha- metine nail olmayı “yeryüzündekilere” merhamet etme şartına bağlamıştır. O yüzden bütün mahlukata merhamet etmek gerekir ki Rabbimizin merhametine layık olabilelim.

3. İyilik yapmak her zaman kolay olmayabilir. Bazen insanın önüne engeller çıkabilir. Ancak insan bu engel- leri aşmasını bilmeli ve devamlı surette iyilik peşinde koş- malıdır.

 

4. Anadolu’da güzel bir ifade vardır. Cenab-ı Hak için “Bahane tanrısı,” ifadesi kullanılır. Bu söz, Rabbimizin ku- lunu affetmek için âdeta bahaneler aramasını ifade eder. O yüzden inanan her Müslüman, iyilik adına olan hiçbir ame- li küçümsememeli, hem insanlara hem de diğer canlılara faydalı olmaya gayret etmelidir. Bilemiyoruz belki de küçük gibi gördüğümüz bir amelimiz ötede bizim kurtuluşumuza vesile olacaktır.