Allah Neden Kifl’i Bağışladı

Allah Neden Kifl’i Bağışladı

  • 05.04.2018 15:13:21
No icon

Çok eski devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlâkî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı. Zenginliğini de faizden elde etmişti. Dara düşen, ihtiyacı olan kimse kendisine geliyor, o da yüksek bir faizle geri ödenmesi şartıyla onlara para veriyordu. Vadesi geldiği zaman kişi parasını ödeyemezse bu sefer faiz miktarını daha da artıyordu. Şayet yine ödemeyezse, adamları vasıtasıyla o kimsenin bütün mal varlığına el koyuyordu.

Bir gün, kapısına borç almak için bir kadın geldi. Bu kadın, yakın zamanda kocasını kaybetmiş, namuslu, ken- disini çocuklarına adamış bir anneydi. Bir süre, kocasından kalan mirasla evini idare etmeye çalışmıştı. Ancak artık evde para kalmamıştı. Bunun için çalışması gerekiyordu. Bir yerde iş bulmak istedi, ama dışarısı dul bir kadın için çalışmaya müsait değildi. Etraftan rahatsız edilmekten kor- kuyordu.

Neden sonra aklına evde örgü yapıp onları yakın bir arkadaşı vasıtasıyla satma fikri geldi. Bunun için bir örgü makinesine ihtiyacı olacaktı. Makineyi alabilmek için de borç arayışına girdi. Yakın dost ve arkabalarına gitti, ama kimsede para yoktu. Çok üzülmüştü. Çaresiz bir şekilde evine doğru giderken, istemeden iki kişi arasında geçen bir diyaloğa kulak misafiri oldu. Bu diyalogtan, şehirde Kifl adında bir kişinin insanlara borç para verdiğini öğrendi. Hemen onun yanına gitmeye karar verdi.

Kifl kapıda kadını görünce çok beğendi. Onu elde etmek istedi. Kadın, Kifl’den karşılığını ödemek şartıyla borç para istediğini ifade etti. Kifl, kadının dul olduğunu da anlayınca, ona ahlâksız bir teklifte bulundu. Kendisiyle beraber olması şartıyla vereceği parayı istemeyeceğini söyledi. Bu teklifi kadın şiddetle reddetti. Çok üzülmüştü. En çok da kendi- sine böylesi tekliflerin gelmesinden korkuyordu ve ellerini açıp, “Allah’ım bana yardım et!” diye dua etti.

Aradan birkaç gün daha geçmişti. Evde hiçbir şey kalmamıştı. Çocuklar açlıktan ağlıyordu. Onların ağlaması- na kendisi de katılıyordu. Çaresiz kalmıştı. Kendisini Kifl’e teslim etmeye mecbur hissetti. Bu sırada da, “Allah’ım! N’olursun beni affet. Bir daha böyle bir günah işlemeyece- ğim.” diye dua ediyordu.

Kadın, Kifl’in yanına gitti. Kifl’in yüzü gülüyordu. Ancak kadın bir yandan ağlıyor, bir yandan da titriyordu. Kifl, kadına bu hâlinin sebebi sordu. Kadın:

– Buraya kendi isteğimle gelmedim. Daha önce böyle bir günah işlemedim. Onun için Allah’tan çok utanıyorum ve korkuyorum. Beni bu günaha sürükleyen fakirliğimdir, dedi.

Kifl, duyduklarına çok şaşırmıştı. O kaskatı kalbi bir anda yumuşayıverdi. İçini pişmanlık duyguları sarmıştı. O sırada ağzından şu ifadeler döküldü:

– Sen fakirliğin sebebiyle mecbur kaldığın bir günah işliyor ve bundan dolayı ağlıyorsun. Hâlbuki Allah bana bu kadar servet vermişken, ben günah işlemekten çekin- miyorum. Benim Allah’tan utanmaya ve korkmaya senden daha çok ihtiyacım var.

Kifl, böylece pişmanlık hisleri içinde, yapacağı kötü işten vazgeçti. Kalbine apayrı bir huzur ve mutluluk gel- di. Kadına bir miktar para verip onu gönderdi. Kadıncağız, sevinç ve kendisini harama girmekten koruyan Rabbine şükür içinde evine döndü.

Kifl, artık eski Kifl değildi. O güne kadar yapmış olduğu bütün günahlar için tevbe ediyordu. Erken olmasına rağmen dükkânın kapısını kapattı ve evine doğru yöneldi. Sabaha kadar Rabbine dua dua yalvardı ve affını diledi. O gece Kifl’in ecel vaktiydi. O hâl üzere ruhunu Rahman’a teslim eyledi.

Sabah olmuştu. Kifl’in evinden çıkmadığını gören yakınları kapıyı açtıklarında Kifl’i ölü olarak buldular. Bu sırada kapısında herkesin okuyabileceği şekilde şöyle bir yazı vardı: “Allah, Kifl’in günahlarını affetti.”

Halk, bu duruma şaşırdı kaldı. Allah, Kifl’in affedilme- sine sebep olan bu olayı, o dönemin peygamberine vahiy yoluyla bildirdi. Böylece herkesin şaşkınlığı gitti ve insanlar bundan büyük bir ders aldılar.

Kıssadan Hisse

1. Tevbe kapısı her zaman ve her kişi için açıktır. Bir kim- se ne kadar günah işlemiş olursa olsun büyük bir pişmanlık ve samimiyetle tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder ve onu bağışlar.

2. Allah, kendi rızası istikametinde bir hayat yaşamaya gayret eden kullarını sever. Rahmetinin gereği olarak ba- zen kulları günaha gireceği an onları değişik vesilelerle ko- rur. O yüzden kula düşen görev, Rabbiyle arasındaki bağı devamlı surette güçlü tutmasıdır.