Ümmü Sıbyan Duası Nedir? Belirtileri nelerdir?

Ümmü Sibyan Duasının arapça okunuşu ve yazılışı...

  • 08.03.2018 15:41:28
No icon

Ümmü Sıbyan Duası Nedir ve Niye Taşınır?

Ümmü Sibyan Duasının Arapçası ve Okunuşu,

Ümmü Sibyan Hastalığının Belirtileri nelerdir?

Nazardan ve büyüden kurtulmak için Ümmü Sibyan Duası?

Cinlerden korunmak için ümmü sibyan duası

Rızık ve bereket için ümmü sibyan duası.

Boy Hamaili Ümmü Sıbyan Duası Büyük Bir Korunma Duasıdır.
İçeriğinde Esma ül Hüsna ve Vekf Yani Korunma Ayetleri Bulunan Eşsiz Bir Korunma Muskasıdır.

Bu Ayetler Ve Duaların İnsanı Kötülükten, Nazardan ve Cin Büyü Gibi Musallatlardan Koruduğuna inanılmaktadır.

Ümmü Sıbyan İnsanlığın Helakı İçin Çalışır.

Ümmü sıbyan nedir? Ümmü Sıbyan / (Ümmü Sübyan) dişi bir şeytanın ismidir. Yegane amacı, gayesi insan soyunu kurutmaktır. Bunun için yemin etmiştir ve hep bu gaye için mücadele eder. Musallat olduğu kişiler mutlaka Ümmü Sıbyan Muskası / duası taşımalıdır.

Hamile kadınlara ve karnındaki bebeğe, yeni doğmuş bebeklere ve anneye musallat olur. Bunlar haricinde 65 yaş üstü erkek ve kadınlara da musallat olur ve hastalanarak ölümüne yol açar.

Musallat olduğu bebekler üzerinde hamilelikte düşük, havale, sebepsiz ağlamalar, gece sıçrayarak uyanmalar yada hiç uyuyamama, özürlü doğum, hastalıklı doğum, cam kemik hastalığı, down sendromu, otizm, gelişmemiş vücut vb hastalıklara yol açar. En hafif etkisi ise hiper aktiflik ve sürekli musallatlı yaşamdır.

Bu şekilde bebeği, ya doğmadan yada doğduktan sonra telef etmeye çalışır. Ümmü Sıbyan' a maruz kalan anne ve bebek ya hamilelikte sürekli düşükle karşılaşır, hiç doğum olmaz yada eğer düşük olmadan doğum oldu ise yukarda saydığımız tedavisi olmayan hastalıklarla yaşamaya maruz kalıp pasif bir birey olarak tekrar üreyememe ve pasif bir hayata mahkum olmaya sebep olur. Düşük esnasında bazı durumlarda bebekle birlikte anneninde hayatı tehlikeye girer ve bazı durumlarda anne hayatını kaybeder.

Ümmü Sıbyan'dan Nasıl Korunurum:

Bir kişide büyü varsa bunu çözdükten ve kalan tesirleri sildikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir, fakat "Ümmü Sıbyan" böyle değildir, uygulayıcı musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlaka gelir. Ümmü sıbyan tesir ettiği kişilere kendi şeytan çocuklarından birini yada bir kaçını musallat bırakıp gider, yani bunları alsan bile yerine mutlaka yenisi gelecektir, bu sebeple Ümmü sıbyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.

Ümmü Sıbyan' a maruz kalmanın bir sebebi yoktur. Tamamen şansa kalmış bir ihtimaldir. Ama bu ihtimali yükselten bazı faktörler vardır bunların ilki çocuk sahibi olacak anne yada babanın büyülü olması bu ihtimali yüzde 97 artırır, kalan yüzde üç çok şanslı kişilerdir. Mutlaka haberleri olmadan bir korumaya girmişlerdir (Herhangi bir aile büyüğünün ve ya bir dostun duası gibi).

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerinde çocukları torunları bu tehlikeye daha açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak yada belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştirecektir. İşte bu sebeple ümmü sübyan bunu engellemeye çalışır.

Sübyanlık diye bir şey var mıdır? Hamile bayanların sübyan muskası yaptırması caiz mi 

Sübyan kelimesi çocuklar anlamına gelir. Subyanlık –daha doğrusu ümmü subyan- ise, çocuklara bir çeşit cinlerin musallat olma hastalığıdır. 
Şuna dikkat etmek gerekir ki, eskiden tıp bilimi gelişmemiş olduğundan, çocuklarda meydana gelen bazı psikolojik veya biyolojik rahatsızlıkları da rahatlıkla sübyan olarak adlandırabiliyorlardı. 
Bizce, şekli ne olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk uzmanına göstermek gerekir. İcap ederse, daha sonra bir psikiyatriste götürmek lazımdır. Çünkü, diğer metotlarda çok su-i istimaller olur, teşhislerin büyük çoğunluğu -tecrübeler göstermiş ki- yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salyanın akması bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir(bk. Er-Rahmetu fi’t-Tbbi ve’l-Hikme, s.249). Halbuki bu günkü tıpta, bunlar çok daha farklı olarak değerlendirilmektedir.

Muska konusuna gelince:

Muska kelimesi bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kağıt; üç köşeli şekilde katlanmış şey; üç köşeli bir nüsha manalarında kullanılır.

Muska kelimesinin aslı "nüsha"dır. Arapça nüsha'dan Türkçeye bu şekilde, değişerek geçmiştir. Buna Kuzey Afrika'da "hurz", Doğu Arabistan'da "hamaya", "hafiz" yahutta "maâza", Türkiye'de "muska", "nusha" veya "hamail" denir. Hadis ve fıkıh kitaplarında, "rukye" olarak geçmektedir.

Muska, genellikle olası bir hastalıktan korunmak veya tedavî amacıyle yazılarak taşınır. Çoğunlukla üçgen biçiminde meşin, teneke, gümüş ve altın kalplar içine konarak boyna asılır ya da kola takılır. Dört köşeli veya kalp biçimiııde kaplara da konan hamail, bütün İslâm dünyasında yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Muskalara yalnızca sûre, ayet, hadis veya bir dua yazıldığı gibi, Allah'ın, meleklerin, efsanevî kişilerin adları, anlaşılmaz tılsımlı sözler, simgeler, yıldız işaretleri, rakamlar, rumuz ve işaretler, insan ve hayvan resimleri ile garip harf şekilleri de yazılıp çizilmiştir. Sûre, ayet, hadis ve duanın yazıldığı muskalar İslâm dönemine; diğerleri ise, İslâm'dan önceki batıl inanç ve hurâfelere aittir.

İslâm fıkhı âlimleri, zararı gideren şeyleri üçe ayırmışlardır: Birincisi, açlık için ekmek yemek ve susuzluk için su içmek gibi kesin olanlarıdır. İkincisi, tıbbî tedâvilerin bir kısmı gibi muhtemel (maznûn) olanlardır ve üçüncüsü de, okuyarak tedâvi gibi, etkisi ihtimalli olanlardır. Zararı gidereceği kesin olan şeyi kullanmak farz ve onu terketmek haramdır. Muhtemel olanı yapmak iyidir. Ancak onu terketmek haram değildir. Üçüncü türünü yapmak da caizdir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1970, IX, 6395 vd.).

Dolayısıyle İslâm'a göre nazar, korku ve benzeri bazı psikolojik hastalıklar için sûre, ayet, hadis ve duaları okumak ve yazıp bir yere asmak caiz kabul edilmiştir.

Her şeyden önce İslâm dini, insan sıhhâtinin korunmasına ve hastalandığı zaman tedâvî görmesine son derece önem vermiştir. Ebu Hureyre, İbn Abbâs ve İbn Mes'ûd'tan rivâyet edildiğine göre, birisi Hz. Peygamber (s.a.s)'in huzuruna gelerek, "Ya Rasûlallah, gerektiğinde tedâvi olalım mı?" diye sormuş. Hz. Peygamber (s.a.s) bu soru üzerine: "Ey Allah'ın kulları tedâvi olunuz. Yüce Allah ihtiyarlığın dışındaki her hastalığın şifâsını da yaratmış" diye buyurmuştur (Buhârî, Tıb, 1; et-Tirmizî, Tıb, 2

Ebu Sâîd kanalıyla rivâyet edilen bir hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s)'in muavvizeteyn* (Felak ve Nas) sûreleri nazil oluncaya kadar, insan ve cinlerin nazarlarından Allah'a sığındığı açıklanmaktadır (et-Tirmizî, Tıb, 16; İbn Mace, Tıb, 33).

Hasta olan bir insanın dua etmesi ve okuması câiz olduğu gibi, salih kimselere bunu yaptırmak da câizdir. Hz. Aişe (r.a)'dan şöyle rivâyet edilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.s) hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi: "Ey Allah'ım, ey insanların Rabb'ı, şu hastalığı götür, şifâ ver, şifâ veren Sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifâ ver" (İbn Mace, Tıb, 35, 36).

Bu ve benzeri rivâyetlere göre, okuma ve yazma sûreti ile tedâvî caizdir. Ancak bunun için bazı şartlar vardır. Bu şartları şöyle sıralamamız mümkündür:

1- Okunan ve yazılan şey sûre, ayet, hadis veya manası anlaşılan dua olacak.

2- Manası bilinmeyen bir takım isim, harf, resim ve işâretler kullanılmayacak.

3- Tıbbi tedâvide olduğu gibi, burada da şifâ verenin yalnız Allah olduğuna inanılacak; O'ndan başkasından hiç bir şey umulmayacaktır.

4- Sevdirmek veya nefret ettirmek gibi, tedâvi ile alakası olmayan şeyler için yapılmayacaktır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, IX, 6397).

Dikkat edilecek diğer bir husus da muska yazarken veya yazdırırken, İslâm'a muhalif olan her şeyden uzak durmak gerekir. Ölçü İslâm ve niyet Allah'ın rızası olmalıdır.

Âlimlerin çoğunluğu, okuma veya yazma yolu ile tedâviden ücret almayı câiz görmüş bunu haram kabul etmemişlerdir (et-Tirmizî, Tıb, 20; el-Aynî, Umdetu'l-Kari, V, 647). Ancak bunu istismar etmemek gerekir.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak yazılan muskaları kullanmak ve taşımak caizdir. İslâm dini açısından herhangi bir sakıncası yoktur; fakat bu şartlara aykırı olarak yazılan ve taşınan muskalar, Allah'a ortak koşma (şirk) anlamına gelebileceğinden, kesinlikle yasaklanmış, haram kabul edilmiştir.

Ümmü sübyan nedir?

Ümmü sübyan..Ümmü Sübyan/ (ümmü sıbyan) dişi bir şaytanın ismidir, Tek amacı insan soyuna düşmanlıktır. Bunun İçin yemin etmiştir ve hep bu gaye için mücadele eder.Musallat olduğu kişiler mutlaka Ümmü sıbyan muskası/duası taşımalıdır.

Hamile kadınlara ve karnındaki bebeğe,yeni doğmuş bebeklere ve anne’ye musallat olur. Bunlar haricinde 65 yaş üstü erkek ve kadınlara da musallat olur ve hastalanmalarına yol açar.

Musallat olduğu bebekler üzerinde hamilelikde düşük, havale,sebepsiz ağlamalar,gece sıçrayarak uyanmalar yada hiç uyuyamama, özürlü doğum, hastalıklı doğum,cam kemik hastalığı,dawn sendromu,otizm,gelişmemiş vücut vb hastalıklara yol açar. en hafif etkisi ise hiper aktiflik ve sürekli musallatlı yaşam dır.

Bu şekilde bebeği, ya doğmadan yada doğduktan sonra telef etmeye çalışır. Ümmü Sübyan a maruz kalan Anne ve Bebek ya hamilelikde sürekli düşükle karşılaşır hiç doğum olmaz yada eğer düşük olmadan doğum oldu ise yukarda saydığımız tedavisi olmayan hastalıklarla yaşamaya maruz kalıp pasif bir birey olarak tekrar üreyeme’me ve pasif bir hayata mahkum olmaya sebep olur. Düşük esnasında bazı durumlarda Bebekle birlikde Anneninde hayatı tehlikeye girer ve bazı durumlarda Anne hayatını kaybeder.

Ana karnında telef olmadı ise doğumu takip eden süreç hep sıkıntılı geçer, çocukda ve annede sürekli tekrar eden hastalıklar,gece korkmaları, musallat durumları, sürekli ve sebepsiz durmayan ağlamalar başlar. Ümmüsübyanın musallat olduğu çocuk sistamatik olarak 1 yaş 3 yaş 5 yaş 7 yaş ve 11 yaşında havale,bayılma, şiddetli çeşitli hastalıklar, kazalar ve ölüm tehlikeleri atlatır.Bu yaş aralıklı ataklar doğum günü tarihine art-eksi bir ay gibi dönemlere denk gelebilir ve genelde bu şekilde olur. Bu sayılan yaş Dönümlerinde çocuğun ölümüne sebep omaya çalışır. Bu süreçte çocuk ölmeden 11 yaşını bitirirse tekrar ümmü sübyana bağlı ölüm tehlikesi atlatmaz fakat ömür boyu musallatlı kalmış olur. Bu tipler genelde evlenemez ve üreyemez, çoğunluğu ise ergenlik döneminden sonra tedaviyi kabul etmez. Çok nadir olarak güçlü bir kişiliğe sahip olanlar yada manevi destek görenler, sağlam bir manevi eğitim alanlar bu yaştan sonra nadiren tedaviyi kabullenir. Bu sebeple ümmüsübyan tespiti yapılan bir çocuğun ve annenin mümkünse hemen hamilelikde yada doğum doğum sonrası tespit ise akabinde koruması yapılmalıdır. Bu şekilde şiddetli tesirlere maruz kalmadan en hafif şekilde kurtulmuş olunur.

Anne üzerindeki etkisi ise bebekle yaklaşık orantılıdır, ama çoğunlukla daha hafiftir. Annedeki en büyük etki, Eğer bir sefer buna maruz kaldı ise gelecek tüm hamileliklerde ve doğumlarda aynı etkiye direk maruz kalır ve aynı sıkıntılar aynen yada artarak devam eder. Doğacak tüm çocukları en hafif etki olarak musallatlı doğar. Gerekli tedavi olmaz ve bu çocuklarda evlenip doğum yapma yada hamile bırakma şansına ulaşırsa bunların neslide aynı etkiye maruz kalır. Buna Maruz kalan annede musallata ve ilerde tedavisi mümkün olmayacak hastalıklara yol açar.

Gelelim üsmmü sübyanın nasıl musallat olduğuna. Ümmü sübyan bahsettiğimiz gibi dişi bir şeytandır, insanlara genelde yaşlı kötü giyimli ve çirkin bir kadın kılığında görünür, hamiele anne ile yada bebekle göz göze geldiğinde musallatını bırakıp gider. Evet sadece gözünün içine bakar ve o an musallatı başlar. Bunun haricinde çeşitli hayvan şekillerinde ve nadiren böcek şeklindede gelebilir. Ama her şekildede göz göze gelme şeklinde hastalık başlar. Yani ÜmmüSübyan bakışları ile tesir eder.

Yaşlı insanlara etkisi; Ümmü sübyan ana ve bebek dışında 65 yaş üstü insanlarada musallat olur, bunlara genelde mezarlıklarda, izbe pis yerlerde, ıssızlıkda musallat olur. Musallat şekli ise aynıdır, yani göz göze gelme. Bu yalılardaki etkisi ise aklını kaybetme,görünmeyen kişilerle konuşma, yada ani ve sebepsiz gelişen teşhsi konulamayan yada zor konulan hastalıklardır. Bu sebeple 65 Yaş üstü erkek ve kadınların izbe,ıssız pis yerlere uğramamaları yada mecbur kaldıkları durumda besmele ile yada daha ileri olarak korunma duaları okuyarak burdan geçmeleri yada okudukdan sonra girmleri gerekir. 65 yaş üstü kişiler mezarlıklarda aynı bu şekilde girmeleri gerekir,mümkünse yanlzı gitmemeleri daha iyidir.

ÜmmüSübya’na maruz kalan ve ümmüsübyan tespiti yapılan kişilerin mutlaka bir havass erbabından yada diğer gizli ilimler ekollerine bağlı kişilerden yardım almaları gerekir. Bu kişilerin ömür boyu koruma taşımaları şarttır. Buna maruz kalan kalan kişilere mutlaka ikili çalışma yapılmalıdır, yani sadece bebeğe yapmakla iş bitmez aynı şekilde anneyede koruma yapılmalıdır, ,ikiside ömür boyu bu korumayı taşımalıdır. Anne gelecek hamilleliklerindede koruması olsa dahi havas erbabında kontrol yaptırmalıdır. Yaşlı hastalarda ise tek çalışma yapılır.

Neden ömür boyu koruma taşıması gerekir.?

Bir kişide büyü varsa bunu çözdükden ve kalan tesirleri sildikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir, fakat ümmüsübyan böyle değildir, uygulayıcı musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlka gelir. Ümmüsübyan tesir ettiği kişlere kendi şeytan çocuklarından birini yada bir kaçını musallat bırakıp gider, yani bunları alsan bile yerine mutlaka yenisi gelecektir, bu sebeple Ümmü sübyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.

Ümmüsübyan’a maruz kalmanın bir sebebi yoktur tamaman şansa kalmış bir ihtimaldir, Ama bu ihtimali yükselten bazı faktörler vardır bunların ilki çocuk sahibi olacak anne yada babanın büyülü olması bu ihtimali yüzde 97 artırır, kalan yüzde üç çok şanslı kişilerdir. Mutlaka haberleri olmadan bir korumaya girmişlerdir ( Herhangi bir aile büyüğünün yada bir dostun duası gibi mesela)

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerinde çocukları torunları bu tehlikeye daha açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak yada belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştircektir. İşte bu sebeple ümmü sübyan bunu engellemeye çalışır, çünkü insanlığın önüne koyacağı her engel onun amacına hizmet eder.

Tüm bunlara karşın ümmü sübyan korunması mümkün olan bir musallattır, korumasını yapan ve musallatını alan kişinin mutlaka ustalık seviyesinde olması gerekir, aksi halde bunla baş edemez. Korunma mutlaka anne ve çocuğa birlikte yapılmalıdır.

Çeşitli inanışlar ve toplumlardaki yeri ve farklı isimleri:

ÜmmüSübyan Arapca çocukların anası anlamına gelir, Türkçedeki ismi ise Al Karısı ve Al Basması dır, Hırıstiyan ve Musevi kaynaklarda Lilith olarak bilinir, Antik Yunanda ise Medusa ismi ile bilinir.

Medusa, Antik Yunanda gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavardır.

Lilith Hz. Eyüp’e eziyet etmek için çocuklarını öldüren iblis ya da Türk mitolojisindeki lohusadaki çocukları boğarak öldüren Albastı iblisi ile ümmü sübyan aynı kişidir. İnanışlar ve toplumlardaki İsimler farklı olsa da bahsi geçen şey ümmü sübyan şeytanıdır.

Günümüzde bazı Museviler arasında bir adet olarak, Lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz, ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith’in o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilir.

Gebe Kalmak İçin Manevi Reçeteler...

Arkadaşlar sizlerle bazı manevi reçeteleri paylaşmak istiyorum içinizde inananda olur inanmayanda ama şunu belirtmek isterim peygamber efendimiz hadişi şeriflerinde"dua mü'minin silahıdır" " duanın açamayacağı kapı yoktur hatta kaderi bile değiştirir"buyuruyor...buna binaen bildiğim bazı duaları sizinle paylaşmak istiyorum.

Çocuğu olmayanlar için manevi reçeteler.
Kısırlığa sebep olan en büyük etkenlerden birisi günahlarımızdır...çocuk sahibi olmak istiyorsak doktorlara giderek paramızdan vazgeçmeden önce günahlarımızdan vazgeçmeliyiz...resulullah efendimiz YALAN YEMİN RAHİMLERİ KISIR BIRAKIR buyuruyor...
Allah dostlarından birisi bu konuda dua istemek için gelen birine "günlük 818 defa ESTAĞFİRULLAH demeye devam ederlerse neticeye daha çabuk ulaşacaklarını söylemiştir...

burada aklınıza şöyle birşey gelebilir."falanca ve filanca benden daha fazla günah işliyolar ama çocuklarıda var mallarıda" Allah günah işleyen herkese aynı cezayı uygulamaz kimisine mal vermez kimisine evlat kimisine huzur vermez kimisine muhabbet kimisinin cezasınıda ahirete erteler...

Manevi Reçeteler..
1-Bir rivayete göre 7 elmaya 7 defa ibrahim suresi ukunur her elmanın yarısını kadın yarısını erkek yer ve ilişkiye girerler...
2-evladı olayan besmeleyi 100 defa yazıp üzerinde taşırsa evladı olur ve uzun ömür sürer...
3-erkek ve kadın cuma gecesi (yani bugün olabilir) ENBİYA suresinin 89.ayetini (ve zekeriyya iznada rabbehü rabbi la tezerni ferdev ve ente hayrul varisin)toplam 4444 defa birlikte okurlarsa biiznillah çocuk sahibi olurlar...
4-karı koca 6 gün oruç tutup hergün iftar ederken 1 bardak suya 21 defa ( ya haligul bariül müsavviru )okuyup içerler...
5-( ya macidü celle celalühü ) ismi şerifi bir bardak suya 48 kere okunur erkek cinsi münasabete geçmeden evvel içer kadın ise inzal esnasında içerse çocukları allahın izniyle olur...


6-2 yumurta haşlanır kabukları soyulur birinin üzerine zariyat suresinin 47.ayeti diğerinin üzerinede zariyat suresinin 48.ayeti yazılır...47 .ayetin yazıldığı yumurtayı erkek yer 48.ayetin yazıldığı yumurtayıda kadın yer biiznillah çocukları olur ( tecrube edilmiştir)
7-erkek hergün beş vakit namazdan sonra ali imran suresinin 38,ayetini okur
8-çocuğu olmayan eşler hergün 731 defa ( ya haligu )ismi şerifini okumaya devam ederlerse dilekleri olur...
9-yumurtalıkların şifası için şura suresinin 22.ayeti kerimesi hergün okunur...
10-meryem suresi hergün bir bardak suya okunup içilir ve buna 41 gün devam edilir buda tecrube edilmiştir...


11-hz.ALİ 'den rivayet edilmiştir "bir adam peygamber efendimize gelerek çocuğunun azlığından yakınır...peygamber efendimizde ona yumurtayı çok yemesini tavsiye eder...

 

Ümmü Sübyan'ın Diğer İsemleri Nelerdir?

 

Çeşitli inanışlar ve toplumlardaki yeri ve farklı isimleri:

ÜmmüSübyan Arapca çocukların anası anlamına gelir, Türkçedeki ismi ise Al Karısı ve Al Basması dır, Hırıstiyan ve Musevi kaynaklarda Lilith olarak bilinir, Antik Yunanda ise Medusa ismi ile bilinir.

Medusa, Antik Yunanda gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavardır.

Lilith Hz. Eyüp’e eziyet etmek için çocuklarını öldüren iblis ya da Türk mitolojisindeki lohusadaki çocukları boğarak öldüren Albastı iblisi ile ümmü sübyan aynı kişidir. İnanışlar ve toplumlardaki İsimler farklı olsa da bahsi geçen şey ümmü sübyan şeytanıdır.

Günümüzde bazı Museviler arasında bir adet olarak, Lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz, ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith’in o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilir.

 

Ümmü Sibyan'dan Korunma ve Kurtulma

“Yeni doğan çocuğunuzun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okursanız ona “ümmü sıbyan” denen cin dokunamaz.»

Cinlerin bazen insanlara vesvese vermek gibi küçük zararlarının dokunması mümkündür, ama bunun çaresi temiz olmak, banyo ve tuvalet edebine riayet etmek ve her meşru işe besmele ile başlamaktır. Bunlara uyulduktan sonra cin denen varlıkların insanlara zarar verebilmeleri söz konusu olamaz ve onlar sanıldığı kadar da güçlü varlıklar değildir. Bir hadisi şeriflerinde Efendimiz (sav):

«Cinsel ilişkiye başlarken “Bismillahi’l Azîm. Allahümme cennibne’ş-şeytane ve cennbi’ş-şeytane mâ-razektenâ“, derseniz çocuğunuza cinler ve şeytanlar zarar veremez.»

buyurmuşlardır. Anlamı şudur:

 

«Yüce Allah’ın adıyla. Allah’ım! Bizi Şeytan’dan, Şeytan’ı da bize vereceğinden uzaklaştır.»

Bunu Arapçası ile söylemek şart değildir. Türkçe de söyleyebilirsiniz.

Şuna dikkat etmek gerekir ki, eskiden tıp bilimi gelişmemiş olduğundan, çocuklarda meydana gelen bazı psikolojik veya biyolojik rahatsızlıkları da rahatlıkla sübyan olarak adlandırabiliyorlardı.

Bizce, şekli ne olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk uzmanına göstermek gerekir. İcap ederse, daha sonra bir psikiyatriste götürmek lazımdır. Çünkü, diğer metotlarda çok su-i istimaller olur, teşhislerin büyük çoğunluğu -tecrübeler göstermiş ki- yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salyanın akması bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir. Halbuki bu günkü tıpta, bunlar çok daha farklı olarak değerlendirilmektedir.

 

Ümmü Sübyandan Nasıl Konurum?

 

Bir kişide büyü varsa bunu çözdükden ve kalan tesirleri sildikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir, fakat ümmü sübyan böyle değildir, uygulayıcı musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlka gelir. Ümmü sübyan tesir ettiği kişlere kendi şeytan çocuklarından birini yada bir kaçını musallat bırakıp gider, yani bunları alsan bile yerine mutlaka yenisi gelecektir, bu sebeple Ümmü sübyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.

Ümmü sübyan’a maruz kalmanın bir sebebi yoktur tamaman şansa kalmış bir ihtimaldir, Ama bu ihtimali yükselten bazı faktörler vardır bunların ilki çocuk sahibi olacak anne yada babanın büyülü olması bu ihtimali yüzde 97 artırır, kalan yüzde üç çok şanslı kişilerdir. Mutlaka haberleri olmadan bir korumaya girmişlerdir ( Herhangi bir aile büyüğünün yada bir dostun duası gibi mesela)

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerinde çocukları torunları bu tehlikeye daha açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak yada belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştircektir. İşte bu sebeple ümmü sübyan bunu engellemeye çalışır.

Tüm bunlara karşın ümmü sübyan korunması mümkün olan bir musallattır, korumasını yapan ve musallatını alan kişinin mutlaka ustalık seviyesinde olması gerekir, aksi halde bunla baş edemez. Korunma mutlaka anne ve çocuğa birlikte yapılmalıdır.

Ümmü Sibyan İnsanlığın Helakı İçin Çalışır. 

Ümmü sübyan nedir?


Ümmü Sübyan/ (ümmü sıbyan) dişi bir şaytanın ismidir

Yegane amacı gayesi insan soyunu kurutmaktır. Bunun İçin yemin etmiştir ve hep bu gaye için mücadele eder.Musallat olduğu kişiler mutlaka Ümmü sıbyan muskası/duası taşımalıdır.

Hamile kadınlara ve karnındaki bebeğe,yeni doğmuş bebeklere ve anne’ye musallat olur. Bunlar haricinde 65 yaş üstü erkek ve kadınlara da musallat olur ve hastalanarak ölümüne yol açar.

Musallat olduğu bebekler üzerinde hamilelikde düşük, havale,sebepsiz ağlamalar,gece sıçrayarak uyanmalar yada hiç uyuyamama, özürlü doğum, hastalıklı doğum,cam kemik hastalığı,dawn sendromu,otizm,gelişmemiş vücut vb hastalıklara yol açar. en hafif etkisi ise hiper aktiflik ve sürekli musallatlı yaşam dır.

Bu şekilde bebeği, ya doğmadan yada doğduktan sonra telef etmeye çalışır. Ümmü Sübyan a maruz kalan Anne ve Bebek ya hamilelikde sürekli düşükle karşılaşır hiç doğum olmaz yada eğer düşük olmadan doğum oldu ise yukarda saydığımız tedavisi olmayan hastalıklarla yaşamaya maruz kalıp pasif bir birey olarak tekrar üreyeme’me ve pasif bir hayata mahkum olmaya sebep olur. Düşük esnasında bazı durumlarda Bebekle birlikde Anneninde hayatı tehlikeye girer ve bazı durumlarda Anne hayatını kaybeder.
Ümmü Sıbyan dan Korunma ve Kurtulma
Sübyan”, “çocuk” demektir. “Ümmü Sübyan”sa, “çocuk anası” anlamına gelir. Bazı el yazması kitaplarında “Ümmü Sübyan” denen bir cinin bulunduğu, bunun hamile kadınlara musallat olup, onların çocuklarını düşürdüğü anlatılır. Bunu ispat etmek için de hadis diye şöyle bir söz nakledilir:


“Yeni doğan çocuğunuzun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okursanız ona “ümmü sıbyan” denen cin dokunamaz.»
Cinlerin bazen insanlara vesvese vermek gibi küçük zararlarının dokunması mümkündür, ama bunun çaresi temiz olmak, banyo ve tuvalet edebine riayet etmek ve her meşru işe besmele ile başlamaktır. Bunlara uyulduktan sonra cin denen varlıkların insanlara zarar verebilmeleri söz konusu olamaz ve onlar sanıldığı kadar da güçlü varlıklar değildir. Bir hadisi şeriflerinde Efendimiz (sav):
«Cinsel ilişkiye başlarken 


“Bismillahi’l Azîm. Allahümme cennibne’ş-şeytane ve cennbi’ş-şeytane mâ-razektenâ“, 
drseniz çocuğunuza cinler ve şeytanlar zarar veremez.»
buyurmuşlardır. Anlamı şudur:

«Yüce Allah’ın adıyla. Allah’ım! Bizi Şeytan’dan, Şeytan’ı da bize vereceğinden uzaklaştır.»

Bunu Arapçası ile söylemek şart değildir. Türkçe de söyleyebilirsiniz.
Şuna dikkat etmek gerekir ki, eskiden tıp bilimi gelişmemiş olduğundan, çocuklarda meydana gelen bazı psikolojik veya biyolojik rahatsızlıkları da rahatlıkla sübyan olarak adlandırabiliyorlardı.
Bizce, şekli ne olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk uzmanına göstermek gerekir. İcap ederse, daha sonra bir psikiyatriste götürmek lazımdır. Çünkü, diğer metotlarda çok su-i istimaller olur, teşhislerin büyük çoğunluğu -tecrübeler göstermiş ki- yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salyanın akması bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir. Halbuki bu günkü tıpta, bunlar çok daha farklı olarak değerlendirilmektedir.


ÜMMÜ SÜBYANDAN NASIL KORUNURUM


Bir kişide büyü varsa bunu çözdükden ve kalan tesirleri sildikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir, fakat ümmü sübyan böyle değildir, uygulayıcı musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlka gelir. Ümmü sübyan tesir ettiği kişlere kendi şeytan çocuklarından birini yada bir kaçını musallat bırakıp gider, yani bunları alsan bile yerine mutlaka yenisi gelecektir, bu sebeple Ümmü sübyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.
Ümmü sübyan’a maruz kalmanın bir sebebi yoktur tamaman şansa kalmış bir ihtimaldir, Ama bu ihtimali yükselten bazı faktörler vardır bunların ilki çocuk sahibi olacak anne yada babanın büyülü olması bu ihtimali yüzde 97 artırır, kalan yüzde üç çok şanslı kişilerdir. Mutlaka haberleri olmadan bir korumaya girmişlerdir ( Herhangi bir aile büyüğünün yada bir dostun duası gibi mesela)

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerinde çocukları torunları bu tehlikeye daha açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak yada belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştircektir. İşte bu sebeple ümmü sübyan bunu engellemeye çalışır.

Tüm bunlara karşın ümmü sübyan korunması mümkün olan bir musallattır, korumasını yapan ve musallatını alan kişinin mutlaka ustalık seviyesinde olması gerekir, aksi halde bunla baş edemez. Korunma mutlaka anne ve çocuğa birlikte yapılmalıdır.

Ümmü Sıbyan duasının faydaları :
Ümmü Sıbyan duası, zararlı yaratıklardan, unutkanlıktan, sıkıntılardan, delilikten, migrenden, sihirden, gece korkularından, cin çarpmasından, şeytanlardan ve vesveseden kurtulmak için her gün okunur.

Ümmü Sıbyan Duasını Arapçası ve okunuşu.


Bismillâhirrahmânirrahıym


Allâhü lâ ilâhe İllâ hüvelhayyül kayyûm* Bismillâhi ve billâhi ve minellâhi ve ilellâhi ve lâ ğâlibe illellâhü ve lâ yefûtühû hâribün ve hüvel hayyül kayyûm* Ve üıyzü men aleka aleyhi hâzel kitâbellezî lâ ilâhe illâ hüve âlimül ğaybi veş şehâdeti hüver rahmânür rahıymü ve üıyzühû bi kelimâtillâhit tâmmeti ve bi esmâihil âmmeti min şerris sâmmeti vel hâmmeti vel aynil lâmmeti ve min şerribni katrate ve mâ velede ve min şerrinneffâsâti fil ukadi ve min şerri hâsidin izâ hasede ve eûzü billâhi rabbil âlemîne rabbil melâiketi ver rûhi rabbil arşillezî lâ tehavverul aynülletî lâ tenâmü vel hayyüllezî lâ yüdâmü vel kayyûmüllezî lâ yudâmü ver rûhullezî yuğlebü ve üıyzü bi rabbi cebrâîle ve mîkâîle ve isrâfîle ve sarfeyâîle ve rabbil melâiketillezîne li rabbil âlemîne ve bilismaillezistenâratbihişşemsü ve edâe bihil kameru ve bil ismillezî hüve mektûbün tahtelarşi ve bil ismillezî nezele bihî cebrâîlü ve mikâîlü ve isrâfîlü ve azrâîlü alâ muhammedin hâtemin nebiyyîne yevmel isneyni ve bil ismillezî  hulikabihil melâiketü ve esbete bihî akdâme hameleti arşihî alel ve bil esmaîl mektûbetialâ kalbiş şemsi ve üıyzühû billâhi ve bir rahmâni ve bi kêf hâ yâ ayn sâd ve tâ hâ ve yâ sîn vel kur’ânil hakîmi hâ mîm ayn sîn kâf ve üıyzühû bismillâhil mahzûnil meknûnil mübârakit tâhiri vel mütahhiril kuddûsil mukaddisi nûrun alâ nûrin fevka külli nûrin ve bil ismillezî edâet bihî küllü tal’atin ve küsirat bihî kavmü külli şeytânin ve emine bihî küllü hâifin ve bilismillezî yemşî bihî alel mâi kemâ yemşî alel erdıl yâbiseti ve bilismillezî Semmâ bihî nefsehû vestevâ bihî alâ arşihî vestekarra alâ kürsiyyihî ve bil ismillezî ekâme bihî semâvâtihî ve erdıhî ve cennetihî ve nârihî bihî sebete halkuhû ve üıyzühû bil ismillezî fürrika bihil bahru li mûsâ ve benî isrâîle ve uğrika fir’avnü ve cünûdühû ecmeıyne ve bil ismillezî meşâbihî ıysebnü meryeme alel bahri felem tebtelle kademâhü ve bil ismillezî ve bil ismillezî hüve mektûbün alâ verakız zeytûni ve üıyzühû bil kâini evvelen kable külli şey’in vel bâkıy âhıran ba’de külli şey’in vehüvellâhü lâ ilâhe illâ hüve vel halku lehû evvelen ve âhıran feseyek fike hümüllâhü ve hüves semîul alîmü ve üıyzühû bismillâhil kerîmil celîli ve bilismillezî veda’tehû alel erdı festekarrat ve alel cibâli feraset ve alen nehâri fe enârave alel leyli fe azleme ve bil ismillezî netaka bihî ıysebnü meryeme rûhal kudüsi iz kâne fil mehdi sabiyyen ve bilismillezî ebrae bihil merdâ ve ahyâ bihil mevtâ ve üıyzühû billâhil kerîmi ve mülkihil ve bi esmâihil husnelletî lâ yücâvizühünne berrun velâ fâcirun velâ yükarru bihî bismillâhi cebbârun anîdün velâ şeytânün merîdün velâ ehadün minel cinni ve üıyzühû bi ilâhi isrâîle vel halîli ibrâhîme vel kelîmi mûsâ vel mustafâ muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme ve üıyzühüsteâze bihî âdemü ve şîtü ve hâbîlü ve idrîsü ve nûhun ve lûtun ve ibrâhîmü ve ismâiylü ve ishâku ve ya’kûbu vel esbâtu ve mûsâ ve hârûnü ve dâvûdü ve süleymânü ve ıysâ ve zekeriyyâ ve yahyâ ve hûdün ve şüaybün ve sâlihun ve ilyâsü velyeseu ve eyyûbü ve yûsüfü ve yûnüsü ve ımrânü ve zül karneyni ve zül kifli ve zün nûni ve tâlûtü ve danyâlü ve uzeyrun ve muhammedün sallellâhü aleyhi ve selleme ve üıyzühû bi vecihillâhillezî lâ ilâhe illâ hüvel bâkıy ba’de fenâi külli şey’in ve kudratühû ve sültânühüllezî alâ fe kahera külle şey’in min külli şeytânin ve şeytânetin ve cinniyyin ve cinniyyetin ve insiyyin ve insiyyetin ve ğûlin ve ğûletin ve min şerri külli aynin bâğıyetin ve nâzıratin hâsidetin ev hâtıetin ve üzünin sâmiatin ve elsünin nâtıkatin ev sâmmetin ve eydin bâtışetin ev bâsitatin  ve akdâmin mâşiyetin ve kulûbin vâıyetin ve sudûrin  hâdimetin ve üıyzühû min külli dâhilin ev hâricin ev ğâdin ev râihın ve min şerri sâkinir rîhı ve külli a’cemiyyin ev merîdın ev sahıyhın ev yakzânin ev nâimin ve min şerri cünûdi iblîse ve min şerri a’yünihim ve min şerri men ya’melü hatıy’eten ev yüvelleu bihâ ve min şerri mâ yadmerud damîru ve ten’akıdü aleyhil ukûdü ve min şerri men yeskünül kubûra vel cibâle vel bihâra vel kühûfe vel hıyâda vel ahribrtr vel ımrâne ve min şerri men yeskünüz zulümâti ve yesîru bil leyli ven nehâri ve min şerri men yekûnül vühûşü vet tuyûru ve men yekûnü fil erhâmi vel ecsâdi vel âkâmi ve minşerri men yeğûdu fis sudûri ev yesterikus sem’u bismillâhi lâ ilâhe illâ hüvel kerîmülekramül kebîrul ekberul azîzül eazzül celîlül ecelül azıymül a’zamül mektûbü fî sürâdikı arşihî lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke lehû ve üıyzühû billâhillezistafâ mûsâ ve a’tâhüt tevrâte ve kellemehû bi tûri sînâe ve men aleyhi bi hârûne ehıyhi ve bimâ neccâ bihî ibrâhîme min nârin nemrûdil cebbâri ve bimâ en’ame bihî alâ ya’kûbe ve azemtü aleyküm eyyetühelervâhul müraddetül âsıyetül muhâlifetü minel cinni vel insi vesseharati vel mütâbiı ve ümmissıbyâni vel cinniyyi bi azâimillâhillezî lâ ilâhe illâ hüvel ğılâzuş şidâdülletî lâ yücâvizühünne ehadün minel ıbâdi ve a’zimü aleyküm billezî azeme bihî süleymânübnü dâvûde ve bil ismillezî sehhara bihiş şeyâtıyne li süleymâne ya’melûne beyne yedeyhi ve bi azîmetihilletî lâ türâmü ve batşihillezî lâ yütâku ve kuvvetihilletî lâ tuğlebü illâ mâ tebâadtüm ve tecenneytüm an men alleka aleyhi hâzel kitâbe ev şerra bihî evığtesele bihî vasrifû anhü be’seküm ve şerraküm ve nâra ecsâmiküm ve timsîle suveriküm lâ ye’tûnehû min beyni yedeyhi velâ min halfihî tenzîlün min hakîmin hamîdin billâhi hâtemnâ ve bi kitâbillâhillezî uhkimet âyâtühû sümme füssılet min ledün hakîmin habîrin ve billâhisteaznâ ve eaznâ lâ yağlibüllâhe ğâlibün velâ yefûtühû hâribün Allâhü ğâlibü külli şey’in fein tevelleytüm feinne sâhıbe kitâbî hâzâ hasbühû Allâhüllezî lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıymi beleğat huccetüllâhi ve zahera sültânüllâhi ve fürrika a’dâüllâhi ve bekıye vechüllâhi ve eveytü yâ hâmile kitâbillezî hedânî civârallâhi ve hırzellâhi ve kenefellâhi fe innehû alâ külli şey’in kadîrun ve innellâhe kad ehâta bi külli şey’in ılmen ve ahsâ külle şey’in adeden ve enfede külle şey’in mudırran ıhtetemtü hâzet ta’vîze bi hâtemi süleymânebni dâvûde ve hâtemi muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme eşhedü en lâ ilâhe illellâhü ve eşhedü enne muhammeden rasûlüllâhi innehû lâ ilâhe illâ hüve vel melâiketü ve ülül ılmi kâimen bil kıstı lâ ilâhe illâ hüvel azîzül hakîm* Allâhü ekber (4 kere) Eşhedü en lâ ilâhe illellâh (2 kere) Eşhedü enne muhammeden rasûlillâh (2 kere) Hayye ales salah (2 kere) Hayye alel felâh (2 kere) Allâhü ekber (2 kere) Lâ ilâhe illellâhü ve sallellâhü alâ muhammedin rasûlillâhi hakkan hakkan Allahü ekberu ve eazzü ve ecellü ve a’zamü mimmâ ehâfü ve ahzeru ve sallellâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve âli beytihî ve selleme teslîmen kesîran dâimen ilâ yevmid dîni vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn.